DOLAR 7,7156
EURO 9,0519
ALTIN 467,774
BIST 1145,24
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla 26°C
Az Bulutlu

SOKAĞA ÇIKMA KISITLAMASI OLACAK MI

SOKAĞA ÇIKMA KISITLAMASI OLACAK MI
REKLAM ALANI
17.09.2020
528
A+
A-

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilkent Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen Koronavinüs Bilim Kurulu Toplantısı’nın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Salgında 6 ayın geride bırakıldığını ifade eden Koca, Türkiye’de virüse 10 Mart’ta rastlanıldığını, 17 Mart’ta koronavirüs sebebiyle ilk kaybın verildiğini, o gün itibarıyla pozitif çıkan test sayısının 98 olduğunu söyledi.

Salgın sebebiyle ölüm gerçeğinin tanındığı ilk vefattan sonra çok şeyin yaşandığını dile getiren Koca, kaybedilen ilk hastadan sonra 7 bin 185 hayatın daha benzer şekilde son bulduğunu belirtti.

Bakan Koca, bugün ağır hasta sayısının 1300’ün üzerinde olduğunu vurgulayarak, toplam vaka sayısının ise 100 binleri bulduğuna, insanlığın olaylardan çıkaracağı derslerin tüm dünyada ihmal edildiğine ve salgının giderek tırmandığına dikkati çekti.

Koca, “Bugün, biz ve dünya virüsün saldırısı karşısında baştakinden daha zor bir dönemdeyiz.” ifadesini kullandı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünya genelinde koronavirüs tanısı konulan kişi sayısının 29 milyon 500 bini geçtiğini, hayatını kaybeden insan sayısının ise 1 milyona yaklaştığını hatırlatan Koca, “Salgında İngiltere 41 bin 637, İtalya 35 bin 624, Fransa 30 bin 950, İspanya 29 bin 848, Belçika 9 bin 927, Almanya 9 bin 437 kayıp verdi. Vefat sayımız, Türkiye’nin kıyaslanabileceği Almanya gibi ülkeler dikkate alındığında, tedavide bir başarı gösterdiğimizi ortaya koymaktadır.” bilgisini paylaştı.

Türkiye’nin 6 ay, dünyanın ise 31 Aralık’tan bu yana yaklaşık 9 aydır devam eden salgın mücadelesinde, toplumların duygularının benzerlikler gösterdiğini dile getiren Koca, şöyle devam etti:

“Toplumlar, bu salgını sadece kendi başlarına gelmiş bir felaket olarak algılıyor. İnsanlar yaşananlara karşı bıkkınlık, hayatın yavaşlayışına karşı öfke duyuyor. Gençler engellenmişlik duygularıyla baş başa. Yaşlılarda ölüm kaygısı, hatta suçluluk duygusu gelişmiş durumda. Yarının belirsizliğine ilişkin duygu, bugün tüm dünyada belki de en belirgin duygudur.

Asıl ilginç olansa salgının bize getirdiği izole edilmişlik hissi ve tüm bu olumsuzlukları sadece bizlerin yaşadığı yanılgısıdır. Gerçekte, düşünüldüğü şekilde yalnız değiliz. Sizi düşünen bir aileniz olduğu gibi sizi düşünen güçlü bir devletiniz var. Gerektiğinde size çare aramaya hazır bir sağlık ordunuz var. Karamsarlık için neden yok. Hayatsa, normal akışına dönmeye hazırlanıyor. “

“POZİTİF TANI KONULMUŞ HER KİŞİNİN TEMASLI TARAMASI YAPILMIŞTIR”

Türkiye’de Kovid-19 şüphesi olan hastanın telefon edip hastaneden randevu istediğinde, doktordan, ‘Nefesin kesilmeden konuşabildiğine göre tedaviye ihtiyacın yok’ cevabını aldığı bir ülke olmadığına işaret eden Koca, bazı ülkelerde yaşanılan bu olayların olmasına izin vermeyeceklerine vurgu yaptı.

Sağlık Bakanı Koca, salgının başından bu yana “pozitif” tanı konulan her hastanın gerekli sağlık hizmetini muntazam şekilde aldığını, almaya da devam ettiğini belirterek, “Pozitif tanı konulmuş her kişinin temaslı taraması yapılmıştır. Yapılmaya devam etmektedir. Virüsün iz sürücüleri olan filiasyon ekiplerimizin sayısı 6 binden 11 bin 238’e çıkmıştır. Filiasyon ekipleri, yaptıkları taramayla maruz kaldığınız riski azaltmaya çalışmakta, karantina ve tedavinin önünü açmaktadır.” şeklinde konuştu.

“SAĞLIK ÇALIŞANLARIMIZIN YÜKÜ DÖRT BEŞ KART ARTMIŞ DURUMDA”

Salgınla mücadelede uygulanan tespit stratejisinin sağlık sistemine sorumluluk yüklediğine dikkati çeken Fahrettin Koca, şöyle devam etti:

“Her gün ortalama 100 bin test yapılıyor ve ister taşıyıcı ister hasta olsun sonucu pozitif olan herkesin tedavisi başlatılıyor. Artan yeni hasta ve ağır hasta sayısı ise bugüne kadar kimsenin tedavi almasına mani olmamıştır. İlk döneme kıyasla sağlık çalışanlarımızın yükü 4-5 kat artmış durumda. Kendinizi bir sağlık çalışanının yerine koyun. Onların cephede sizin için göğüs göğüse çarpışan kişiler olduğunu bilin. Bu mücadelede onlara verebileceğiniz yegane destek, kendinizi virüsten korumanızdır. Bu desteği vermek için elinizden geleni yapın. Hastanelerimize hastalığa yakalanmayarak güç verin. Bu savaşta hayati cephe hastanelerimizdir. Bu cephede kayıplarımız oldu. Nadir yetişen insanlarımızı, ömrünü size adayan evlatlarımızı kaybettik. Eşi benzeri olmayan fedakarlıkların sonu artık ölüm olmasın. Size sağlık personelimizden hep iyi haberler verebilmemiz için bize tedbirlere uyarak yardım edin. Yayılımın önünü keserek tüm kayıplarımızı azaltalım.”

“HES UYGULAMASININ İNDİRİLMEDİĞİ CEP TELEFONU KALMAMALI”

Artan tehdide karşı Sağlık Bakanlığının başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumlarla iş birliği içinde kolaylaştırıcı bazı hizmetler sunduğunu ifade eden Koca, bunlardan birisinin de halen yeterince kullanılmayan HES mobil uygulaması olduğunu söyledi.

Ücretsiz olan bu hizmetten yararlanılmasını isteyen Koca, “HES mobil uygulamasının indirilmediği cep telefonu kalmamalıdır.” diye konuştu.

Ücretsiz uygulamanın tüm taşıyıcıları, temaslıları, hastaları içerecek şekilde bölgesel risk haritaları çıkardığını, gidilecek mekanlar için güncel verilerle risk değerlendirmesi yaptığını belirten Koca, şu değerlendirmelerde bulundu:

“HES mobil uygulaması sizin risk yönetim rehberinizdir. Kullanımı ise basit bir telefon işlemi gibi kolaydır. HES, salgın yönetiminde bizim için de büyük bir işleve sahip. Karantina koşullarına uyulup uyulmadığını, bu uygulamayla denetliyoruz. Bugüne kadar, izolasyonda olması gerektiği halde dışarı çıkmaya teşebbüs eden yaklaşık 140 bin kişi bu sistemle engellenmiştir. Sorumsuzluk göstererek toplumda risk oluşturan kişilere karşı bir diğer önlem akıllı bileklik benzer uygulamaları olacaktır. Taşıyıcı ve temasların, bu dönemde özellikle toplum sağlığı açısından izolasyonu zorunlu kılınmıştır.”

“TEDBİR SAĞLIK VE AHLAK KURALIDIR”

İnsanın, zatından ötürü değer gördüğü bir toplum ve devlet olunduğunun salgın döneminde daha iyi anlaşıldığını vurgulayan Koca, şunları kaydetti:

“Bilincinde olmamız gereken esas budur. Salgın maalesef herkes tarafından aynı şekilde önemsenmiyor. ‘Bana bir şey olmaz’ anlayışı ortadan kalkmış değil. Her vakada hastalık tablosunun görülmediği hepimizin malumudur. Fakat kendisi hasta olmayan taşıyıcılardan virüs başkalarına bulaştığında, bazen ağır sonuçlarla karşılaşıyoruz. Kişi kendisini düşünmese bile başkasını düşünmeye vicdanen, ahlaken mecburdur. Tedbir bir sağlık kuralı ve bir ahlak kuralıdır. Dün itibarıyla 7 bin 186’ya ulaşan kayıp ve 1327 olan ağır hasta sayısı hepimiz için uyarıcı olmalıdır. Her taşıyıcı, her hasta ve sonuç olarak her vaka, vefatlarda olduğu gibi toplum olarak gücümüzden moralimizden, yaşama heyecanımızdan bir şey eksiltiyor. Salgının toplumu zayıf düşürmesine izin vermeyelim.

Hiç kimsenin “hasta olursam, sağlık çalışanları tedavimi nasıl olsa yapar” kolaycılığına düşmememesi gerektiğinin altını çizen Koca, bunun bir hak ihlali olduğuna işaret etti.

Sağlık personelinin, ailelerinin yanına döndüğünde, yorgunluktan onları ayıracak vakitleri kalmadığının unutulmaması gerektiğini kaydeden Koca, sağlık çalışanlarının en büyük motivasyonun hasta sayısının giderek azaldığını görmek olduğunu belirtti.

“Onlara destek verelim. Hastalığa yakalanmayarak, umutlarını gerçeğe çevirelim.” diyen Koca, koronavirüsün toplum gündemindeki yerinin arttığını, bunun geçerli nedenleri bulunduğunu söyledi.

Fakat durumun salgının kontrolden çıktığı şeklinde algılanmasının yanlış olacağını vurgulayan Koca, şu değerlendiremelerde bulundu:

“Hastane yükümüzün arttığı, yoğunluğun da etkisiyle sağlık yatırımlarının öne çektiğimiz Diyarbakır, Konya, Van, Adıyaman, Gaziantep, Mardin, Şanlıurfa, Batman gibi illerimizde yatak kapasitesini ayrıca arttırdığımız doğrudur. Sorunları krize dönüşmeden çözebiliyor olmamız, sorunun kontrol altında olduğunun ispatıdır. Doğru olan yorum da topluma mücadele gücü veren yaklaşım da budur. Toplumun her ferdinin hastalığın yayılmasına razı olduğunu düşünemeyiz. Bizler bu savaşta, herkesin bizlerle aynı kararlılıkta olduğuna inanıyoruz. Tek tek hastaların tedavisiyle ilgilenen, testlerini yapan, ilaçlarını veren, evde yatan hastaları gidip ziyaret eden, arayıp durumlarını takip eden sağlık çalışanlarımıza herkesin minnet duyduğunu düşünüyorum. Gece gündüz çalışan sağlık ordumuzun omuzlarındaki bu yükü azaltmak için tedbir seferberliği başlatmak konusunda kararlı olalım. Hastalığa karşı her birimiz yeniden teyakkuza geçelim.”

Maskesiz adım atılmamasını, sosyal mesafe kurallarına uyulmasını, mecbur kalınmadıkça dışarıda kapalı ve kalabalık ortamlara girilmemesini isteyen Koca, geride kalan zamana bakıldığında başarılı günler ve başarısızlıkların bulunduğunu söyledi.

Bakan Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kısıt günleri bize kalkan oldu. Normalleşme sürecinde bir bocalama yaşadık ve bunu aştık. Fakat görünen o ki bayramlar, düğünler, bayram havasında yaşanan olaylar, taziyeler salgın sınavında başarısızlığa yol açan olaylar, zamanlar oldu. Şimdi salgının bu gibi fırsatları yakaladığı günler geride kalıyor. Fakat sonbahara girerken tüm dünyayı tehdit edecek bir riske yaklaşıyoruz. Grip vakaları salgın açısından çok sakıncalıdır. Zamanımız daha çok kapalı mekanlarda geçeceği için grip, hastalığın yayılmasını hapşırma ve öksürmelerle kolaylaştıracak.”

Koronavirüs ve gribin aynı şekilde bulaştığını anımsatan Koca, bir insanın gribe ne kadar kolay yakalanabileceğini herkesin bildiğini söyledi.

Tedbirler uygulanmazsa hastalığın tıpkı grip gibi önü açık şekilde yayılabileceğini vurgulayan Koca, şunları kaydetti.

“Bugünden itibaren tetikte ısrar istiyorum. Şimdi bugüne kadar duymayı en çok arzu ettiğimiz şeyi, ama ihtiyatı elden bırakmadan söylemenin vakti geldi. Daha önce de konuşmalarımda vurguladığım gibi tarih sonu gelmemiş bir salgın kaydetmemiştir, bitmemiş savaş, bitmemiş salgın yoktur. Bilimsel gelişmeler bu salgının da sonunun yakın olduğuna işaret etmektedir. İnsan aklı, koronavirüs karşısındaki galibiyetini yakın zamanda ilan edebilecektir. Aşı konusunda dünya kamuoyuna yansıyan bilgiler, umut veren belki de çare bildiren bilgilerdir. Bilim dünyası, yılın sonuna kadar sonuç alınacağı konusunda hemfikirdir diyebiliriz. Şu anda hazırlık çalışmaları Faz 3 aşamasında olan 9 aşı var. İngiltere, Almanya ve Çin uygulamayı başlatmış durumdadır. Biz de Türkiye olarak bir yandan kendi aşı çalışmamızı sürdürürken, en erken uygulama için tedarik teşebbüslerimizi başlattık. Bugün Sağlık Bakanlığının izniyle Çin Sinovac aşısının Türkiye’deki ilk uygulamasına Hacettepe Üniversitesinde 3 gönüllü sağlık çalışanında başlandı. Demektir ki sonu görülen salgın da son kritik ayları yaşıyor olabiliriz.”

Şu anda tüm dünyaya “aranan çözüm çok yakın” dedirten aşıyı beklerken daha fazla dikkatli olunmasını isteyen Koca, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Muhtemelen alacağımız son viraj olan, önümüzdeki aylarda, özellikle hastalığa yakalanmamak gayreti içinde olalım. Salgın çaresi, yeni bulaşmaların bahanesi olmasın. Hastalığa yakalanmayalım ki hiç eza yaşamadan, gerektiğinde aşı çözüm ve ödül olsun. Eğer hastalığa yakalanırsak aşının zaten anlamı kalmaz. Çünkü aşı bir tedavi değil, bulaşmaya karşı koruma yoludur. Ciddi ilerlemeler kaydeden aşı çalışmasının sonucunu beklemek hepimiz için moral ve güç kaynağıdır. Zaferi görüyorsak mücadelede kolaylaşmıştır. Sağlık ordumuz adına sizden istediğim o güne kadar tedbirlere sarılmanız ve direnmenizdir. Bu yaşadığımız hayat böyle kalmayacak, gerçek normalimize döneceğiz. Sizden tedbirlere uyarak bana ve sağlık ordumuza bu mücadelede destek vermenizi istiyorum, sizi sonucu zafer olacak bu savaşta güç birliğine davet ediyorum.”

YOĞUN BAKIM YATAK DOLULUK ORANI

Hastanelerdeki doluluk oranlarına ilişkin Koca, şu bilgileri paylaştı:

“Bütün Türkiye için söylüyorum burada yatak doluluk oranı yüzde 51,6 yoğun bakım yatak doluluk oranımız bütün Türkiye ortalaması olarak yer yer bazı illerde bu oranlar farklı olabilir onları da birazdan söylüyor olacağım yüzde 66,3. Ventilatör yani solunum cihazı doluluk oranımız ise yüzde 33,6.

İllerimizdeki durum ise kısaca şöyle, en çok vaka olan iller kıyaslamasında son hafta günlük ortalama vaka sayısının son ay günlük ortalama vaka sayısına göre değerlendirildiğinde en yüksek artış Kayseri yüzde 39,7. Bu ilimizi yüzde 38,84 ile Ankara, yüzde 36,99 ile Mersin takip ediyor. Son 3 günün son hafta ile karşılaştırılması dikkate alındığında ise artış yaşanan ilimizin olmaması da son derece umut vericidir.”

Koca, hasta sayısında azalış gösteren illere ilişkin, “Artvin’de yüzde 27,71 Bartın’da yüzde 26,37, Ardahan’da yüzde 9,28 ile ciddi düşüşler olduğunu görmüş oluyoruz.” dedi.

Ankara’daki verilere ilişkin bilgileri paylaşan Koca, şunları kaydetti:

“Ankara’ya baktığımızda yatak doluluk oranı yüzde 52,9, yoğun bakım yatak doluluk oranı yüzde 64,8, ventilatör doluluk oranı ise yüzde 28,1, son ay günlük ortalama pnömonili yani zatürre vaka oranı ise yüzde 6,02, son hafta zatürre oranı yüzde 3,02, son 3 güne geldiğimizde ise bu zatürre oranının yüzde 2,39’a indiğini görmüş oluyoruz. Bu özellikle zatürre oranı bizim için son derece önemli. Erken filyasyon yapılıp, hastanın erken tespit edilip ve erken tedavinin başlaması ile zatürrenin azaldığını ve bu azalan pnömoniyi tedavi etmede de başarılı olduğumuzu gösteren bir tablo.

Son ayda yüzde 6,02’den 2,39 ve hatta son haftaya baktığımızda 3,02’den 2,39’a. Ankara’da bu filyasyonun yoğun yapıldığını, hastaya ulaşılır olduğunu, zatürre oranının düştüğünü ve dolayısıyla hastane yükünün bundan sonra daha da azalacağını göstermesi açısından son derece önemli olduğunu söylemek istiyorum.”

“AŞAĞI DOĞRU DÜŞECEĞİNİ RAHATLIKLA SÖYLEYEBİLİRİM”

Koca, Ankara’da son hafta günlük ortalama vaka sayısının, son ay günlük ortalama vaka sayısına göre artış oranının yüzde 38,84 olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Son hafta günlük ortalama yoğun bakım sayısının son ay günlük ortalama yoğun bakım sayısına göre oranı ise yüzde 34,51, son hafta ise hem vaka hem yoğun bakım yani hastane yükü açısından stabil kaldığını, yani Ankara’nın son hafta bir stabil döneme girdiğini ve kontrol altına alındığını söylemek istiyorum. Esas 1 hafta 10 gün sonra düşüşü eğer bu tedbirleri aynı şekilde devam ettirerek vatandaşımız bu noktada ayrıca destek verme aynı şekilde izole edilen kişilerin izolasyonu devam eder ve erken dönemde tedavi başlanırsa ve başlama noktasındaki bu gayretimizin de sonuç vereceğini düşünüyoruz. Gelecek haftadan sonra 1 hafta 10 gün içinde bu stabilleşen Ankara’nın durumunun aşağı doğru düşeceğini rahatlıkla söyleyebilirim.”

İstanbul’da yatak doluluk oranının yüzde 55,3 olduğunu, yoğun bakım yatak doluluk oranı 60,2, ventilatör doluluk oranı yüzde 36,9, son ay günlük ortalama zatürre oranının yüzde 6,53, son hafta zatürre oranının yüzde 4,72 olduğunu belirten Koca, son üç gün zatürre oranının yüzde 67 olduğunu, filyasyon ve tedaviye erken başlanarak sonuç alındığını ve hastane yükünün giderek azaldığını son hafta bu artış trendinin azaldığını ancak önümüzdeki haftaların son derece önemli olduğunu söyledi.

Koca, İzmir’deki verilere ilişkin, “Yatak doluluk oranı 54,1, yoğun bakım yatak doluluk oranı yüzde 72,2, ventilatör doluluk oranı yüzde 47,8 son ay günlük ortalama zatürre oranı 8,38, son hafta bu oran yüzde 5,46’ya kadar düştü ciddi bir düşüş son 3 gün ise yüzde 4,4 inmiş durumda. İzmir’de de sadece son ayda yarı yarıya zatürre oranının düştüğünü orada da filyasyonun ve tedavinin erken başlandığını ve sonuç aldın alındığını bir hastane yükünün giderek azaldığını söylemek istiyorum.” diye konuştu.

Yoğun bakım yatak doluluk oranlarına ilişkin ise Koca, şu bilgileri paylaştı:

“Yoğun bakım yataklarımızın doluluk oranlarında az da olsa bir düşme, kısmi bir düşme belirgin değil buna karşın ventilatör doluluk oranlarımızda ise haftaya göre hafif bir yükselme eğilimini görüyoruz. Standart yatak doluluk oranlarını gösteren kırmızı çizgi hafta sonları gördüğünüz gibi düşüş olmakta, iki tarihte ise dramatik düşüşü görüyoruz. Bu iki tarih biri Ramazan biri Kurban Bayramları, burada da kontrol edilemez bir durumun olmadığını ama yer yer il özelinde bazı sıkıntıların yaşanabileceğini söylemek istiyorum.”

Koca, il bazındaki yoğun bakım yatak doluluk oranlarına ilişkin, “En dolu illerimiz yatak doluluk oranı, yoğun bakım Bartın yüzde 77,32, Batman yüzde 76,4, Sakarya yüzde 76,33, Ordu yüzde 75,98, Samsun yüzde 75,74, Giresun 75,34, Hatay yüzde 74,92 olduğunu görüyoruz yüksek 70’in üzerinde olan illeri söyledim. 3 büyük ilimize de baktığımızda İzmir yüzde 72,5, Ankara yüzde 63,23, İstanbul ise yüzde 59,61 olarak görülüyor.” bilgisini verdi.

Ventilatör doluluk oranlarına ilişkin Koca, şunları kaydetti:

“Yüzde 60’ın üzerinde herhangi bir ilimizin Bartın dışında olmadığını görüyoruz. Bartın’da yüzde 65,08 diğer illerimiz 60’ın altında yüzde 50’nin üzerinde olan illerimiz ise Bilecik yüzde 56,45, Amasya yüzde 56,11, Afyonkarahisar yüzde 55,73, Sakarya yüzde 53, 86, İzmir yüzde 51,4. Tablodan da görüldüğü gibi ventilatör doluluğu ile ilgili genel anlamda bir sorun olmadığı rahatlıkla söylenebilir ama yoğun bakım yatak dolduğunda il bazında yer yer sorunlar yaşanabilir onunla da ilgili zaten tedbirlerimizi alıyoruz.”

FİLYASYON ÇALIŞMASI

Temaslardaki filyasyon oranının yüzde 99,6 olduğunu ve temaslı kişilere ortalama 15 saatte ulaşılabildiğini anlatan Koca, filyasyon çalışmasını özellikle günübirlik yapma hedefiyle çalıştıklarını belirtti.

Koca, bu zamana kadar 439 binin üzerinde kişiye filyasyon uygulandığını kaydederek, valiliklerin desteğiyle filyasyon ekipleri ve araç sayılarının her geçen gün artırıldığını söyledi.

Pnömoni (Zatürre) takibini önemsediklerini ifade eden Koca, bu oranının düşmesi durumunda hastaneye yatış, yoğun bakım, entübe ve hayatını kaybeden hasta sayısının da o kadar azalacağına dikkati çekti.

“İLLERDE PNÖMONİ ORANINI MERCEK ALTINA ALIYORUZ”

Türkiye Günlük Koronavirüs Tablosu’nda özellikle pnömoni oranını verdiklerini anımsatan Koca, “Bu oran önemli bir oran. İller bazında da her ili bu anlamda mercek altına alıyoruz ve bir hedef koyuyoruz. Özelde de yüzde 5’in altını, her ilin ilk planda bu oranını düşürmesini, süreçte 3’ün altına indirmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.

Koca, bu sonuçların filyasyon çalışması, erken dönemde ilaç kullanımı ve tedaviyle sağlanabileceğini belirterek, dünyanın hiçbir ülkesinde antiviral ilaç dahil olmak üzere bu şekilde tedavi uygulamasının bulunmadığını vurguladı.

Pnömoni oranındaki düşüşe dikkati çeken Koca, “Baştan vaka sayısı az olduğu için yüzde 70’ler görülüyor ama nisanda yüzde 30’lardan şu an bu oranın yüzde 5,78’e kadar düştüğünü görüyoruz.” bilgisini verdi.

“AŞI KONUSUNDA DÜNYADA YAYGIN BİR İLERLEME VAR”

Üretilen bazı aşıların faz-3 denemelerinin kaç kişi üzerinde yapılacağı ve hangi ülkelerin aşılarının deneneceğine yönelik soru üzerine Koca, aşı konusunda dünyada yaygın bir ilerleme olduğuna dikkati çekti.

Şu an faz-3 çalışması süren 9 aşı bulunduğuna değinen Koca, 6 çalışmada ise hastaya uygulamaların başladığını belirterek, şöyle devam etti:

“Bu başlayan uygulamalardan biri Çin’de. Bakanlık olarak izin verdiğimiz 2 aşı çalışması oldu. Biri Çin’den ‘Sinovac’ dediğimiz bir aşı. Bugün konuşmamda da bahsetmiştim, Hacettepe’de 3 sağlık çalışanıyla başlamış oldu. Ağırlıklı sağlık çalışanları gönüllü olarak katıldı. Baştan 1200 kişiye yapılmış olacak. Devamında 10 bin kişi daha ilave ediliyor olacak. İki aşı yapılıyor; bir baştan, bir de 15 gün ikinci aşı olmak üzere. Devamında ay sonuna doğru, 28-29’uncu günde antikor gelişimi görülüyor olacak. Dolayısıyla biz bu anlamda 1 ay sonrası için uygulanan bu aşının etkinliğini, antikor geliştirebilirliğini görmüş olacağız.

Bir diğer aşı Pfizer aşısı. Pfizer’in çalışmasına da bununla ilgili izin verildi. İstanbul’da Çapa ve Cerrahpaşa dahil olmak üzere 10’dan fazla merkezde bu başlıyor. Önümüzdeki günler başlamış olur. Çünkü izni verilmiş oldu. Biz bu arada bu aşının da özellikle bizim vatandaşımızda genetik farklar olduğunda aşının etkisi farklı olabilir. Bunu da önümüzdeki 1 ay içinde görmüş olacağız. Ayrıca Rusya’da geliştirilen bir aşı ile ilgili müracaat oldu. Geçende bahsetmiştim. Bir, iki eksiği söz konusuydu. Genel olarak aşının, yapılan çalışmaların uygun olduğunu, hem fare hem maymun yani hayvan çalışmaları hem faz-1, faz-2 insan çalışmaları yapılmış. Olumlu sonuçlar aldığını dosyadan anlıyoruz. Faz-3 için zannediyorum haftaya izin verilebilir bu eksik tamamlandığında.”

“GÜVEN DUYDUĞUNUZ AŞIYI ERKEN DÖNEMDE GETİRME NOKTASINDA GAYRET İÇİNDEYİZ”

Faz-3 çalışmasına vatandaş üzerinde genetik-bölgesel farklılıklar olabileceği ve bunun etkisini görmek için izin verildiğini aktaran Koca, şu ifadeleri kullandı:

“Sadece bu 3 aşı için değil, diğer aşılarla ilgili de yakın iş birliği ve ilişki içindeyiz. Erken dönemde emin olduğumuz, güven duyduğumuz, sonuç aldığımız aşıyı temin etme noktasında da bir gayret içinde olduğumuzu söylemek istiyorum. Yani sadece bir yere bağlı değiliz. Birden fazla ülkeyle yakın iş birliği ve ilişki içindeyiz. Güven duyduğumuz aşıyı, erken dönemde getirme noktasında da bir gayret içindeyiz. Ben yıl sonuna kadar dünyada birçok ülkede uygulamasının başlayacağını, bizim de yıl sonuna kadar bunu başlatabileceğimizi inanıyorum. Bizim ayrıca yerli aşılarımızla ilgili de 13 çalışmamız var. Bu 13 çalışmadan 2’si hayvan çalışmalarını bitirme noktasına gelmiş oldu. Daha Faz-1 çalışması başlayan olmamış oldu. Hem rekombinant hem ‘inaktif’ dediğimiz Çin benzeri aşı da bu çalışmaların içinde. Zannediyorum bu yıl için değil ama gelecek yıl için yerli aşımızı da üretme noktasında oldukça yol alacağımız kanaatindeyim.”

SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI

Sağlık Bakan Koca, “Sokağa çıkma yasağı şu an için söz konusu değil.” diye konuştu.

Bakan Koca, “Bilim Kurulu, esnek mesaiyle ilgili sadece kamu değil özel sektörün de benzer şekilde bu uygulamanın içinde olmasını öneriyor.” dedi.

OKULLARIN AÇILMASI

Bakan Koca okulların açılmasına ilişkin de şunları kaydetti.

“Salgının çok yoğun illerde İl Hıfzıssıhha Kurulları başlatmama noktasında karar alabilir, şu an öyle bir durum yok. Hazırlık ve birinci sınıflarla ilgili ‘2+5 gün’ şeklinde bir uygulamaya geçilecek.”

Koca, “Virüs mutasyona uğramadı. Laboratuvar ortamında oldu ama ciddi anlamda insan bünyesinde etkisini azaltacak mutasyon söz konusu değil” dedi.

“DÜNYANIN HİÇBİR ÜLKESİNDE 11 BİNİ GEÇEN FİLYASYON EKİBİ SAHADA DEĞİL”

Koca, bundan sonraki süreçte semptomu olmayan Kovid-19 temaslılarından izole olduktan 7-8 gün sonra numune alınacağını, sonuç “negatif” çıkarsa ve semptom yoksa izolasyonun da son bulacağını bildirdi.

Bakan Koca “Türkiye’de salgınla mücadelede sağlık ordumuz, sağlık sistemimiz destanlar yazıyor ama bunu anlatmakta bazen aciz kalıyoruz. Dünyanın hiçbir ülkesinde 11 bini geçen filyasyon ekibi sahada değil, izole edilen kişiler takip edilmiyor, erken dönemde ilaç başlanmıyor.” dedi.

Bakan Koca’nın açıklamalarından satır başları:

Bize kulak vermek üzere ekran başına geçen hanımefendi ve beyefendilere teşekkür ediyorum. Sağlık ordularımızın kahramanlarımızdan gelecek haberleri kendi oğlundan haber bekleyen gibi bekleyen anne ve babalara teşekkür ediyorum. Sahada virüsün izini süren ekiplerimizin sizlere selamlarını sunuyorum. Ülkemizde virüse 10 Mart’ta rastlanmıştı. 17 Mart’ta ilk kaybımızı vermiştik. O gün itibarıyla test sayısı 98’di.

“BAŞINDAKİNDEN DAHA ZOR BİR DÖNEMDEYİZ”

Salgında çok şey yaşadık. 7 bin 185 hayat son buldu. Bugün ağır hasta sayımız 1300’ün üzerinde toplam vaka sayımız yüz binlerle ifade buluyor. Biz ve dünya virüsün saldırısı karşısında baştakinden daha zor dönemdeyiz. Daha zor ve umutların gerçekleşmeye yakın olduğu bir dönemdir. DSÖ verilerine göre dünya genelinde 29 milyon 500 bini geçti. Hayatını kaybeden kişi sayısı milyona yaklaştı. Vefat sayımız Türkiye’nin kıyaslanabileceği Almanya gibi ülkeler dikkate alındığında başarımız ortadadır. Türkiye’nin 9 aydan bu yana salgınla mücadelesinde dünya toplumların duygularıyla benzerlikler gösteriyor. İnsanlar yaşananlara karşı bıkkınlık, hayatın yavaşlayışına karşı öfke duyuyor. Gençler engellenmişlik duygularıyla başbaşa. Yaşlılarda umutsuzluk hatta suçluluk duygusu. Asıl ilginç olansa salgının bize getirdiği izole edilmişlik hissi ve olumsuzlukları sadece bizlerin yaşadığı yanılgısıdır.

“KORONAVİRÜS SONU YAKLAŞAN BİR SALGINDIR”

Gerçekte düşünüldüğü şekilde yalnız değiliz. Sizi düşünen ailenizin olduğu gibi sizi düşünen güçlü bir devletiniz var. Karamsarlık için neden yok. Hayatsa normal akışına dönmeye hazırlanıyor. Koronavirüs salgını sonu yaklaşan bir salgındır. Bunun heyecan verici açıklamasını birazdan yapacağım. Salgının yol açtığı karamsarlık tıpkı bir günün geçiciliği gibi geçicidir. Çare belirdiğinde tahammül ve dirayet artar. Yolumuza dirayetle devam ederse, maske ve mesafe kurallarına titizlikle uyarsak, hafızalardan silinmeyecek o görüntülere bizler tanık olmayız.

“FİLYASYON EKİBİMİZİN DÜNYADA ÖRNEĞİ YOK”

Devletlerin gücünün sağlıkla sınandığı bu dönemde biz güçlüyüz, güçlü kalmaya devam etmeliyiz. Bazı ülkelerde yaşadığımız olayların olmasına elbirliği ile izin vermeyeceğiz. Pozitif tanı koymuş her hastamız sağlık hizmetini muntazam şekilde almıştır.Virüsün iz sürücüleri olan filyasyon ekiplerimizin sayısı 11 bin 238’e çıkmıştır. Filyasyon ekipleri yaptıkları tarama ile maruz kaldığımız riski azaltmaya çalışmaktadır. Salgına karşı savaşta bu öncü birliklerin dünyada örneği olmadığını yabancı televizyonların yaptığı programlardan biliyorsunuz.

“YAKALANMAYARAK ONLARA GÜÇ VERİN”

Virüsün izi sürülmediği için de o ülkelerde salgın gerçek boyutuyla görülmemektir. Aşı bulunana kadar hastalık bir anlamda kendi seyrine bırakılmıştır. Her gün ortalama 100 bin test yapılıyor ve ister taşıyıcı ister hasta olsun sonucu pozitif olan herkesin tedavisi başlatılıyor. Artan ağır hasta ve yeni hasta sayısı kimsenin tedavisini almasına mani olmamıştır.Sağlık çalışanlarımızın yükü 4-5 kat artmış durumda. Kendinizi sağlık çalışanının yerine koyun. Onların cephede sizin için göğüs göğüse çarpıştığını bilin. Onlara vereceğiniz destek tedbirlere uymaktır. Hastalığa yakalanmayarak onlara güç verin. Bu savaşta hayati cephe hastanelerimizdir. Bu cephede kayıplarımız oldu.

“İNDİRİLMEDİĞİ CEP TELEFONU KALMAMALIDIR”

Eşi benzeri olmayan fedakarlıkların sonu artık ölüm olmasın. Size sağlık personelimizden hep iyi haberler verebilmemiz için bize tedbirleri uyarak yardım edin. Virüs her gün çok sayıda insana bulaşmaya devam ediyor. Hareket kabiliyeti olmadığına göre bunun Türkçesi şudur; çok sayıda insanımız tedbir almayarak her gün kendini virüse maruz bırakmaktadır. Tüm taşıyıcıları bilmek mümkün olmadığı için herkese taşıyıcı gözüyle bakmak tedbirin temel mantığıdır. Böyle yaparsanız sorunu yönetmemize yardımcı olursunuz. Sizin yardımınız olmadan bu sorunun üstesinden gelinemeyecektir. Artan tehdide karşı bakanlığımız sizlere başta İçişleri Bakanlığımız olmak üzere ilgili tüm kurumlarla işbirliği içinde kolaylaştırıcı hizmetler sunuyor. Bunlardan biri halen yeterince kullanılmayan HES mobil uygulamasıdır. HES mobil uygulamasının indirilmediği cep telefonu kalmamalıdır. Size bölgesel risk haritalarını sunuyor. Risk değerlendirilmesi yapıylor. Uygulama sizin risk yönetim rehberinizdir. Kullanımı ise basit bir telefon işlemi gibi kolaydır. HES bizim için de büyük bir işleme sahip, karantina koşullarına uyulup, uyulmadığını bu kontrolle öğreniyoruz.

“KİŞİ BAŞKASINI DÜŞÜNMEYE AHLAKEN MECBURDUR”

Sorumsuzluk göstererek toplumda risk oluşturan kişilere karşı bir diğer önlem akıllı benzer bileklik uygulamaları olacaktır. Bir salgınla mücadele herhangi bir hastalığa karşı verilen mücadele gibi değildir. Salgın hastalığını toplum olarak yaşıyoruz. Bu çapta sorunlar devletlerin stratejisini mecburi kılar. Devletimizin, Sağlık Bakanlığımızın hastalığın tespit ve tedavisinde örneği dünyada görülmeyen bir gayret içerisinde olduğunu biliyoruz. Kendisi hasta olmayan taşıyıcılardan virüs başkalarına bulaştığında ağır sonuçlarla karşılaşıyoruz. Kişi başkasını düşünmeye vicdanen, ahlaken mecburdur. Tedbir bir sağlık ve ahlak kuralıdır. Her taşıyıcı her hasta ve sonuç olarak her vaka vefatlarda olduğu gibi toplum olarak gücümüzden, moralimizden, yaşama heyecanımızdan bir şey eksiltiyor. Hiç kimse hasta olursam sağlık çalışanlarımız tedavimi nasıl olsa yapar kolaycılığına düşmemelidir. Bu bir hak ihlalidir.

“MECBUR KALMADIKÇA KABALALIĞA GİRMEYELİM”

Sağlık çalışanlarımızın en büyük motivasyonu hasta sayısının giderek azaldığını görmektir, onlara destek verelim. Hastalığa yakalanmayarak umutlarını gerçeğe çevirelim. Durumun salgının kontrolden çıktığı şeklinde algılanması yanlış olacaktır. Hastane yükümüzün arttığı, yoğunluğun etkisiyle sağlık yatırımlarını öne çektiğimiz illerimizde yatak kapasitesini ayrıca arttırdığmıız doğrudur. Toplumun her ferdinin bile hastalığın yayılmasına razı olduğunu düşünemeyiz. Bu savaşta herkesin bizlerle aynı kararlılıkta olduğuna inanıyoruz. Gece gündüz çalışan sağlık ordumuzun omuzlarındaki yüzünü azaltmak için tedbir seferberliği için kararlı olalım. Maskesiz adım atmayalım, sosyal mesafe kuralına uyalım. Mecbur değil isek dışarıda kapalı ve kalabalık riskli ortamlara girmeyelim.

“GRİP VAKALARI SALGIN AÇISINDAN SAKINCALIDIR”

Başarılı günlerimiz ve başarısızlıklarımız var. Kısıt günleri bize kalkan oldu. Normalleşme sürecinde bir bocalama yaşadık ve bunu aştık. Görünen o ki, bayramlar, düğünler, taziyeler salgın sınavında başarısızlığa yol açan zamanlar oldu. Sonbahara girerken tüm dünyayı tehdit edecek bir riske yaklaşıyoruz. Grip vakaları salgın açısından çok sakıncalıdır. Grip hastalığın yayılmasını, hapşırma ve öksürmelerle yaygınlaştırır. Bir insanın gribe ne kadar kolay yakalanabileceğini hepimiz biliyoruz. Bugünden itibaren tetikte ısrar istiyorum.

“HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ’NDE İLK AŞI UYGULAMASI YAPILDI”

Şimdi bugüne kadar duymayı en çok arzu ettiğiniz şeyi ihtiyatı elden bırakmadan söylemenin vakti geldi. Bilimsel gelişmeler bu salgının da sonunun yakın olduğuna işaret etmektedir. Aşı konusunda dünya kamuoyuna yansıyan bilgiler umut veren belki de çare bildiren bilgilerdir. Bilim dünyası yılın sonuna kadar sonuç alınacağı konusunda hemfikirdir diyebiliriz. Şu anda hazırlık çalışmaları faz 3 aşamasında olan 9 aşı var. Biz de Türkiye olarak kendi aşı çalışmamızı sürdürürken, en erken uygulama için tedarik teşebbüslerimizi başlattık. Bugün Çin Snovak aşısı Türkiye’de ilk uygulamasına Hacettepe Üniversitesi’nde üç gönüllü insanla başladı.

“TEDBİRLERE SARILIRSAK GERÇEK NORMALE DÖNECEĞİZ”

Muhtemelen alacağımız son viraj olan son aylarda yakalanmamaya çalışalım. Hastalığa yakalanmayalım ki hiç eza yaşamadan gerektiğinde aşı çözüm ve ödül olsun. Aşı bir tedavi değil bulaşmaya karşı koruma yoludur. Aşı çalışmasının sonucunu beklemek hepimiz için moral ve güç kaynağıdır. Sağlık ordumuz adına sizden istediğim o güne kadar tedbirlere sarılmanız ve direnmenizdir. Gerçek normalimize döneceğiz.

Sizden tedbirlere uyarak bana ve sağlık çalışanlarımıza destek vermenizi istiyorum.

YENİ VAKA SAYISI 1771

Bugün günlük tablomuzda toplam hasta sayımız 1771. Test sayımız 112 bin 645. Hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 63. Zatürre oranımız son 1 haftanın ortalaması yüzde 7.1. Zatüre oranı yüzde 29-30’lardan bu orana düşmüş oldu. Ağır hasta sayımız artmaya devam ediyor. Ağır hasta sayımız 1351’e kadar çıkmış durumda.

Hastane doluluk oranlarımıza baktığımızda bütün Türkiye için yatak doluluk oranı yüzde 51,6, yoğun bakım yatak oranımız yüzde 66,3, ventilatör doluluk oranımız yüzde 33,6.

İllerimizde durum

En çok vaka olan iller, son hafta günlük ortalama vaka sayısına göre, En yüksek artış Kayseri yüzde 39,37, yüzde 38,84 Ankara, yüzde 36,99 Mersin.

Son üç günün son haftayla karşılaştırmasıyla artış yaşanan ilimizin olmaması da son derece umut vericidir.

Son hafta Ankara’nın kontrol altına alındığını söylemek istiyorum. Bu tedbirleri aynı şekilde devam ettirirsek gelecek haftadan sonra bu stabilleşen Ankara’nın durumunun aşağıya doğru düşeceğini rahatlıkla söyleyebilirim.

İstanbul’da yatak doluluk oranı yüzde 55,3, yoğun bakım yüzde 60,2, son ay günlük ortalama zatüre oranı yüzde 6,53, son üç gün ise zatürre oranı yüzde 67.

İzmir’de son ayda yarı yarıya zatüre oranının düştüğünü, orada da filyasyon ve tadevinin erken başladığını, hastane yükünün azaldığını söylemek istiyorum.

Yoğun bakım yataklarımızın doluluk oranlarında az da olsa kısmi bir düşme, buna karşı ventilatör doluluk oranlarımızda son haftalara göre hafif bir yükselme eğilimini görüyoruz.

İl bazında baktığımızda;

Yoğun bakım yatak doluluk oranlarımızı görüyoruz. Karşılaştırdığımızda en dolu illerimiz yatak doluluk oranı, Bartın yüzde 77,32, Batman yüzde 76,4, Sakarya yüzde 76,33, Ordu yüzde 75,98, Samsun yüzde 75,74, Giresin Yüzde 75,34, Hatay yüzde 74,92

Ventilatör doluluğuyla ilgili genel anlamda bir sorun olmadığı rahatlıkla söylenebilir.

Filyasyon için son durum, temaslılardaki filyasyon oranımız yüzde 99,6. Temas bilgisinin öğrenilmesinden sonra ortalama 15 saatte ulaşabilir olduğumuzu görmüş oluyoruz.

Bu zamana kadar yapılan toplam filyasyon kişi sayısı 439 binin üzerinde. Bu kadar büyük bir ekibin sahada her gün olduğunu söylemek istiyorum, dünyada benzerinin olmadığını söylemek istiyorum.

Özellikle zatürre takibini önemsiyoruz. Zatürre oranı ne kadar düşerse hayatını kaybeden hasta sayımız o kadar azalmış olur. Bu oranın önemli bir oran olduğunu, her ili bu anlamda mercek altına alıyor, hedef koyuyoruz. Her ilin yüzde 5’in altına indirmesini, sonuçta 3’ün altına indirmeyi hedefliyoruz.

Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar antiviral ilaç uygulaması yoktur.

Aşıyla ilgili geçen toplantıda da bahsetmiştim. Dünyada yaygın bir ilerleme sözkonusu. Faz 3 çalışmasına gelen 9, 6 çalışmada hastaya uygulamaları başladı. Bu uygulamalardan bir tanesi Çin’de, bizim Bakanlık olarak izin verdiğimiz iki tane oldtu. Biri Çin’den Sinovak dediğimiz aşı, Hacettepe’de 3 sağlık çalışanı ile başlamış oldu. Sağlık çalışanları gönüllü olarak katıldı. Baştan 1200 kişiye yapılmış olacak devamında 10 bin kişiye ilave ediliyor olacak.

Biz bu anlamda 1 ay sonrası için uygulanan aşının etkinliğini, antikor geliştirebilirliğini görmüş olacağız. Bir diğer aşı Faizer’in çalışması. Bakanlık olarak izin verildi. Ayrıca Rusya’da geliştirilen bir aşı ile ilgili müracaat oldu. Bir iki eksiği sözkonusu idi, genel olarak aşının yapılan çalışmalarının uygun olduğunu, fare ve maymun hem faz 1, faz 2 insan çalışmaları yapılmış, olumlu sonuçlar aldığını dosyadan anlıyoruz.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.