5 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’nde köklü değişikliklere gidildi. Yıllardır çevre örgütlerinin ve yerel halkın büyük tepkisini çeken “ÇED Gerekli Değildir” kararı mevzuattan tamamen çıkarıldı. Peki, bu yeni düzenleme doğası, koyları ve turizm tesisleriyle öne çıkan Bodrum ve Muğla için ne anlama geliyor? İşte xbodrum özel analizi…
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, 5 Mart 2026 Perşembe (bugün) tarihli 33187 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Özellikle Muğla bölgesi ve Bodrum yarımadasında planlanan turizm, enerji, kıyı ve maden projelerinde sıkça karşılaşılan süreçleri baştan aşağı değiştiren bu yeni yönetmelik, doğa savunucuları ve yatırımcılar için yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
“ÇED Gerekli Değildir” Dönemi Sona Erdi
Yeni yönetmeliğin en çok dikkat çeken ve tartışılacak olan maddesi, “ÇED Gerekli Değildir” ibaresinin tüm mevzuattan ayıklanmış olması.
Yönetmeliğin 1., 2. ve 3. maddelerinde yapılan düzenlemelerle, projeler için verilecek kararlar artık netleştirildi. Bundan böyle Bakanlık projelere dair sadece üç ana karar verebilecek:
1. ÇED Raporu Hazırlanmalıdır
2. ÇED Olumlu
3. ÇED Olumsuz
Geçmişte birçok projenin (özellikle kapasite artışları ve kıyı yapılarının) detaylı çevresel incelemeden kaçınmak için başvurduğu “ÇED Gerekli Değildir” kalkanı ortadan kalktı. Ancak uzmanlar bu durumun iki yönlü okunması gerektiği konusunda uyarıyor: Bu değişiklik tüm projelerin titiz bir “ÇED Raporu” sürecine tabi tutulacağı anlamına mı geliyor, yoksa projelerin daha hızlı bir şekilde doğrudan “ÇED Olumlu” statüsüne mi geçirileceği sorusu, uygulama pratikleriyle netlik kazanacak.
Bodrum ve Muğla’yı Yakından İlgilendiren Kritik Maddeler
Turizm başkenti Bodrum ve cennet koylara sahip Muğla’nın ekosistemini doğrudan etkileyecek yönetmelik detayları şu şekilde öne çıkıyor:
1. Turizm Tesislerinde Kapasite Artışı (Madde 19):
Yönetmelikte yapılan değişiklikle, “kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm merkezlerinde” yer alan veya sahil şeridindeki turizm tesislerinin kapasite artışlarına yönelik yeni esaslar getirildi. Bodrum gibi kentsel yapı yoğunluğunun yüksek olduğu turizm alanlarında, mevcut işletmelerin büyüme talepleri artık yeni ÇED değerlendirme kriterlerine göre ele alınacak.
2. Liman, İskele ve Tersane Projeleri (Madde 23 & Ek listeler):
Bodrum ekonomisinin can damarı olan denizcilik sektörünü ilgilendiren önemli eşikler değiştirildi. Ticari amaçlı liman, iskele ve rıhtımların yanı sıra, “24 metre ve üzeri yat/tekne tadilat, imalat, bakım, onarım” hizmeti veren tesisler (çekek yerleri ve tersaneler) yönetmelik eklerinde yeniden düzenlendi. Özellikle Yalıçiftlik, İçmeler ve Bozburun gibi bölgelerdeki tekne imalatçıları ve çekek yerlerinin yeni projeleri veya alan genişletmeleri doğrudan bu maddelerden etkilenecek.
3. Rüzgar ve Güneş Enerjisi Santralleri (RES / GES):
Muğla’nın dağlık ve ormanlık alanlarında sıklıkla gündeme gelen Yenilenebilir Enerji projeleri için alan büyüklükleri ve kapasite eşikleri güncellendi. GES projelerinde “proje alanı 2 hektar ve üzeri” olan tesisler ile belirli sayıda türbine sahip RES projeleri Ek-2 (Seçme Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler) listesinde detaylandırıldı.
4. Su Ürünleri ve Balık Çiftlikleri:
Kültür balıkçılığı projeleri ve su ürünleri yetiştiriciliği konusunda da eşik değerler revize edildi. Bodrum açıkları ve Muğla kıyılarında zaman zaman kirlilik tartışmalarıyla gündeme gelen balık çiftliklerinin (30 ton/yıl ve üzeri üretim) yeni başvuruları yeni regülasyonlara tabi olacak.
Çevre Örgütleri Ne Bekliyor? Doğamız Korunacak mı?
Bodrum’daki çevre platformları ve STK’ların yıllardır açtığı iptal davalarının merkezinde genellikle “ÇED Gerekli Değildir” kararları yer alıyordu. Bu kararın iptal edilmesi ilk bakışta çevreci bir kazanım gibi görünse de, asıl meselenin “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” kararının hangi sıklıkla verileceği ve Bakanlıkça yetkilendirilmiş kurumların hazırlayacağı ÇED raporlarının ne kadar şeffaf ve bilimsel bir şekilde inceleneceği olduğu vurgulanıyor.
Halkın katılımı toplantılarının (Madde 6) internet üzerinden ilan edilmesi ve katılım olmaması durumunda sürecin sonlandırılmasına dair maddeler, yerel halkın projelerden haberdar olma ve itiraz hakkını kullanma pratiği açısından büyük önem taşıyor.



