16 Haziran 2026 Salı |Bodrum: ☀️ +29°C
SON DAKİKA

Bodrum’da Turist Olarak Yürümek Bu Kadar Zor Olmamalı

sd20241.jpg

 

Bodrum sokaklarında turist olarak yürümek artık başlı başına bir dayanıklılık yarışına dönüştü.

Özellikle Kumbahçe’de…

Normal şartlarda insanın amacı belli. Güzelim kale manzarasını seyretmek, gün batımının renklerini izlemek, yanında yürüdüğü kişiyle sohbet etmek, akşam yemeği öncesi biraz hava almak…

Ama daha ilk yüz metrede yarışma başlıyor.

“Where are you from?”

Henüz cevap vermeden ikinci yarışmacı geliyor:

“Best fish restaurant in Bodrum!”

Onu savuştururken üçüncüsü devreye giriyor:

“Bodrum’un en eski balıkçısı biziz.”

Tam arkadaşınıza bir şey anlatacakken bir başkası önünüze çıkıyor:

“Abi sadece bir dakika…”

Bir dakika dediği şeyin sonunda siz artık ne anlatıyordunuz, onu bile hatırlamıyorsunuz.

Üstelik mesele sadece restoran kapıcılarıyla da sınırlı değil.

Bir köşede sizi tartıya çıkarmaya çalışan terazici, diğer köşede asker harçlığı topladığını söyleyen, çocuğuyla yolda kaldığı hikayesi anlatan uyanıklar, biraz ileride çiçekçi, tespihçi, bileklikçi…

Bir süre sonra refleks geliştiriyorsunuz.

Size yaklaşan herkese otomatik olarak:

“Yok teşekkürler.”

“Sağ olun.”

“Tokuz.”

demeye başlıyorsunuz.

Öyle ki tanıdığınız biri size selam verse ona bile:

“Sağ ol kardeşim, daha yeni yedik.”

diye cevap verme ihtimaliniz oluşuyor.

Eski Barlar Sokağı’nın yerinde bugün ünlü markaların (!), ya da en azından turistin uzaktan öyle sandığı dükkânların sıralandığı sokaktan geçip kaleye doğru yürüyüşünüze devam ediyorsunuz.

Hakkını teslim etmek lazım; bu yıl Markalar Sokağı esnafı önceki yıllara göre daha sakin. Çok laf atmıyorlar, daha çok bakışarak idare ediyorlar.

Sanırım onlar artık önemli bir gerçeği fark etti:

Zorla kazanılan müşteri, çoğu zaman komşudan çalınan müşteridir.

Marina tarafına geçtiğinizde ise hava tamamen değişiyor. Birkaç işletme dışında genel olarak daha saygılı bir yaklaşım hâkim. İnsan yürüdüğü zaman gerçekten rahatlar. Zaten çoğu mekan rezervasyon sistemiyle çalışıyor. Kimse kolundan çekmiyor, yolunu kesmiyor, hesap vermek zorunda hissettirmiyor.

Tek sıkıntı, kaldırımı bitirmeye ramak kala yerleştirilen masalar ve yaya kaldırımında iş yapan gasonlar ve kapıcılar.

Aslında turistin istediği de tam olarak bu.

Bazen balık yemek istemez.

Bazen alışveriş yapmak istemez.

Bazen tartılmak istemez.

Bazen bir şey satın almak istemez.

Bazen sadece yürümek ister.

Ve Bodrum gibi dünyanın en güzel kıyılarından birinde, insanın önüne bakarak değil etrafına bakarak yürüyebilmesi gerekir.

Kısacası Bodrum sokaklarında turist olmak artık tatil değil, Survivor’ın yeni sezonu gibi…

Tek fark, dokunulmazlık oyunu yerine “Where are you from?” etabını geçmeye çalışıyorsunuz.

Ve parkuru tamamladığınızda geriye ne kale manzarası kalıyor, ne gün batımı…

Sadece hafif bir yorgunluk ve ileri seviyede bir “Hello” alerjisi.

Sonunda “Hello” manyağı olmamak elde değil.

Bir Yorum Bırak

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Anasayfa Kategoriler Yukarı