04 Haziran 2026 Perşembe |bodrum: ☀️ +18°C
SON DAKİKA

MUĞLA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DİYALİZ SKANDALI.

WhatsApp Image 2026 01 13 at 10.50.55

Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nde nöbet sırasında sağlık
çalışanlarının tavla oynadığına dair görüntü ve bilgiler, sağlık hizmetinin ne denli
ciddiyetsiz bir noktaya sürüklendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Hastane; disiplinin,
bilimin ve sorumluluğun adresidir. Hastane kahvehane değildir, kıraathane hiç değildir.
Gecesini gündüzüne katarak, insan hayatı için büyük bir özveriyle çalışan binlerce
sağlık emekçisinin alın teri; birkaç sorumsuz personelin umursamazlığıyla gölgelenemez.
Bu görüntüler yalnızca kurumsal itibarı değil, doğrudan hasta güvenliğini de tehdit
etmektedir. Toplum nezdinde sağlık çalışanlarının saygınlığı bu sorumsuzluklar
nedeniyle zarar görmektedir.
Ancak sorun bununla sınırlı değildir. Asıl vahim tablo; diyaliz hizmetlerinin en
kritik alanlarından biri olan periton diyalizinde, mevzuata açıkça aykırı şekilde yetkisiz
ve ehliyetsiz personelin görevlendirilmesidir. Periton diyalizi; enfeksiyon, sepsis ve ölüm
riski barındıran, yüksek uzmanlık ve sertifikasyon gerektiren bir tedavidir. Buna rağmen
hasta güvenliği hiçe sayılarak yapılan bu görevlendirmeler, telafisi mümkün olmayan
sonuçlara davetiye çıkarmaktadır.
Buradan açıkça soruyoruz:

Periton diyalizinde yetkisiz personel çalıştırılmasına kim izin vermektedir?
Diyalizden sorumlu mesul müdür bu tabloyu görmemekte midir, yoksa bilerek mi
sessiz kalmaktadır?

Hasta sağlığını bu denli riske atan uygulamalar neden denetlenmemektedir?
Daha da düşündürücü olan; hastaneyi adeta kahvehaneye çeviren personellerden
biri hakkında halen devam eden bir soruşturma bulunmasına rağmen bu sorumsuzluğun
sürdürülmesidir. Bu cüreti, bu gücü nereden buluyor? Bu durum artık basit bir ihmal
değil, açık bir yönetim zaafıdır.

Ne yazık ki, bu usulsüzlüklere karşı çıkanlar korunmak yerine
cezalandırılmaktadır. Hasta ve çalışan sağlığını savunan personele karşı adeta “vurun
kellesini, örtün üstünü” anlayışıyla hareket edilmektedir. İtiraz edenler sürgünle
susturulmaya çalışılmaktadır.
Bunun en somut örneği; yakın zamanda pnömotorax (akciğer sönmesi ) nedeniyle
hastanede yatarak tedavi görmüş, halen sağlık raporu bulunan bir diyaliz teknikerinin,
yalnızca bu usulsüzlüklere karşı çıktığı için 30 kilometre uzaklıktaki ek binaya
görevlendirilmesidir. Bu uygulama ne vicdanla, ne hukukla, ne de kamu yönetimi
anlayışıyla bağdaşmaktadır.

 

Ortaya çıkan tablo çok nettir:
Bazı yöneticiler için ne hasta sağlığının, ne de çalışan sağlığının bir önemi
kalmamıştır. Tek amaç; devletin binasında kurulan bu düzensizliği sürdürmek ve
sorgulayanları sistem dışına itmektir. Devletin makamları kimsenin şahsi çiftliği değildir.
Buradan Sağlık Bakanlığını açıkça göreve davet ediyoruz.
Hasta güvenliğini doğrudan tehdit eden bu uygulamalarla ilgili ivedilikle idari ve
hukuki inceleme başlatılmasını, sorumlular hakkında gerekli işlemlerin gecikmeksizin
yapılmasını talep ediyoruz. Sessiz kalınan her ihmal, yaşanabilecek her olumsuzluğun
sorumluluğunu da beraberinde getirecektir.
Demokratik Sağlık Sen olarak buradan net bir şekilde ilan ediyoruz:
Hasta güvenliğini tehlikeye atan hiçbir uygulamaya sessiz kalmayacağız.
Periton diyalizinde yetkisiz personel çalıştırılmasının sonuna kadar takipçisi
olacağız.
Usulsüzlüklere karşı çıkan sağlık çalışanlarının sürgünle susturulmasına izin
vermeyeceğiz.
Gerek idari gerek hukuki tüm başvurular yapılmıştır ve süreç sonuna kadar takip
edilecektir. Kamuoyunu, yetkili mercileri ve denetim makamlarını bu sorumsuzluğa karşı
görevlerini yerine getirmeye davet ediyoruz.
Demokratik Sağlık Sen
Anadolu Şubesi Başkanı
Abdullah Gül

Bir Yorum Bırak

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Anasayfa Kategoriler Yukarı