Bodrum yerel basını ve yerel basından alıntı yapılmak suretiyle bir kısım ulusal basında yapılan
yanlı, yanlış ve kişilik haklarını zedeleyici haberler nedeniyle işbu basın açıklamasını yapma ve tekzip
metnini yayınlama zaruriyeti meydana gelmiştir.
2024 yılı Haziran ayında meydana gelen olay sebebiyle Bodrum’da yaşayan ve gemi kaptanlığı
yapan Ömer Deniz Kocadon hakkında “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçundan dolayı Bodrum 1. Ağır Ceza
Mahkemesince 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dosya yeniden ele alınmış; sanık, mağdur ve taraf
vekilleri dinlenmiş ve yapılan yargılama sonucunda “Çocuğun Cinsel İstismar” suçunun oluşmadığı,
eylemin “Reşit Olmayanla Cinsel İlişki” suçuna vücut verdiği belirtilerek ilk derece mahkemesinin oluşa,
dosyaya ve gerçeklere aykırı kararı kaldırılmış ve netice olarak sanığın 3 yıl hapis cezası ile
cezalandırılmasına ve aradan geçen uzun süre sebebiyle tahliyesine karar verilmiştir.
İlk kez 1789 tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nin 9. maddesinde hukuksal
anlamda yer bulan “Masumiyet Karinesi”, suçluluğu sabit olana kadar hakkında ithamda bulunulan
kişinin masum olduğunun kabul edilmesi gerçeğine işaret etmektedir.
Avrupa Birliği Temel Haklar Sözleşmesi’nin 48. maddesi, Birleşmiş Milletler Kişisel ve Siyasal
Haklar Sözleşmesi’nin 14. maddesi ve Anayasamızın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya
kadar herkesin masum kabul edilmesi gerektiği” şeklinde yer alan “masumiyet karinesi” temel hak ve
özgürlüklerin ve adil yargılanma hakkının en önemli düzenlemesidir.
Olayın ertesi zamanında, ilk derece mahkemesindeki yargılama aşamasında ve son olarak istinaf
yargılaması sonrasında; gerek mağdurun ailesi ve vekilleri, gerekse başta Bodrum Kadın Dayanışma
Derneği olmak üzere çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından yargı merciileri sürekli etkilenmeye
çalışılmış, olay ve dosya içeriği çarpıtılmış ve kamuoyu yanıltılmıştır.
Mağdur vekilleri ve Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, sürecin başından bu yana “Masumiyet
Karinesi” temel ilkesini ısrarla görmezden gelmiş; apaçık yalan ve yanlış açıklamalarda bulunmuş, sanık
ve ailesi hakkında sürekli hakaret, tehdit ve iftiralarda bulunmak suretiyle suç işlemiştir.
Bununla birlikte, maalesef bir kısım Bodrum yerel basını tarafından mağdur vekillerinin ve ilgili
derneğin manipülasyonlarına, ikili ilişkiler ya da bilinmeyen başka sebeplerle çanak tutulmuştur.
Kamuoyunun aydınlatılması ve haber alma özgürlüğü sınırları aşılmak suretiyle sözde “haber verme”
görevi kapsamında derneğin açıklaması doğrudan altını yapılmak suretiyle işlenen suça iştirak edilmiştir.
Bu kapsamda 19.09.2025 tarihinde Basına verilen haberde doğrudan alıntı yapılan derneğe ait
açıklamanın hakaret, iftira, kişilik haklarına saldırı, suç uydurma ve adil yargılamayı etkileme suçlarına
sebebiyet verdiğinin ve haber sitesi sorumlusunun da bu kapsamda belirtilen suçların faili durumunda
olduğunun bilinmesi gerekmektedir.
Mağdur vekilleri ve ilgili dernek, tüm süreçte ve yargılama aşamasında olduğu gibi yalan, yanlış,
hırçın, çirkin, tutarsız ve histerik açıklamalarıyla dava konusunu kişiselleştirdiğini; kadın hakları kutsalını
alet ederek yargı makamlarını etkilemeye çalıştığını; hukuk düzenini, yasaları ve yargı mercilerini
tanımadığını; klinik vakaya konu travmatik ve sloganvari açıklamalarıyla yargı kararlarını hiçe saydıklarını
yeniden ortaya koymuşlardır.
Gelinen noktada sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen ve ilgili dernek tarafından
kamuoyunda itibar suikastı yapılmasına sebep olan karar istinaf dairesince kaldırılmış, 3 yıl hapis cezası
ile cezalandırılmasına ve tahliyesine karar verilmiş olup, dosya temyiz incelemesi için Yargıtay’a
gönderilmiştir. Sanık hakkında verilen kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığından Anayasa’nın
temel ilkesi gereğince masum olduğunun kabulü her türlü izahtan varestedir.
Maalesef bugüne kadar yapıldığı gibi bundan sonra da gerçeklerle ve mahkeme kararıyla
örtüşmeyen, nesnel olmayan, yorumu aşan ve iftira ve hakaret kapsamındaki haberler nedeniyle
mağdur ailesi, vekilleri, dernek yöneticileri ve ilgili haber siteleri yöneticileri hakkında yasal yollara
başvurulacağının bilinmesini isteriz.
Bu itibarla;
1-Ömer Deniz Kocadon hakkındaki yargılama sürecine dair işbu basın açıklamasının yayımlanması,
2-Basın açıklamasındaki hususların yerel basın yöneticileri ve sorumlu müdürleri tarafından
hassasiyetle göz önünde bulundurulması,
3-19.09.2025 tarihli “imzasız” haberlerin kaldırılması,
4-Masumiyet karinesi ile sanığın da bir ailesinin bulunduğu göz önüne alınarak; ilgili haberlerin kişilik
haklarına saldırı, küçük düşürücü ve iftira mahiyetinde olup yalnızca sanığa değil ailesine ve ailenin
toplum içerisindeki saygınlığına da zarar verdiğinin bilinmesi gerektiği,
5-İlgili haber metni kaldırılmadığı veya tekzip metni yayımlanmadığı ya da basın açıklamasına yer
verilmediği takdirde başta mağdur vekilleri, ilgili dernek yönetim kurulu üyeleri ve başkanı, haber sitesi
sorumlu müdürü olmak üzere ilgili kişi ve kurumlar hakkında suç duyurusunda bulunulacağı ve tazminat
yoluna gidileceği,
hususları ihtaren tebliğ olunur. 20.09.2025
Ömer Deniz Kocadon Ailesi



