29 Ağustos 2026 Cumartesi |Bodrum: ☀️ +30°C
SON DAKİKA

Turizmci Sıkıntıdaysa Siz Neredesiniz?”

49889

Kültür ve Turizm Uzmanı Zekeriya Bingöl, basit konaklama tesislerine yönelik yeni düzenlemelerin ardından özellikle küçük ve orta ölçekli turizm işletmelerinin karşı karşıya kalabileceği sorunlara dikkat çekti. Muğla’daki turizm dernekleri, birlikler ve meslek kuruluşlarına seslenen Bingöl, “Dernekçilik tabelada değil; üyenizin en zor gününde onun önünde yürüyebildiğiniz zaman belli olur” dedi.

Kültür ve Turizm Uzmanı Zekeriya Bingöl, 26 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Basit Konaklama Tesisleri ile Plaj İşletmelerinin Belgelendirilmesine İlişkin Yönetmelik değişikliğini köşe yazısında değerlendirdi. Turist güvenliği, hijyen ve hizmet standartlarının yükseltilmesine yönelik düzenlemelerin gerekli olduğunu vurgulayan Bingöl, yeni yükümlülüklerin özellikle küçük ve aile işletmelerinin ekonomik koşulları dikkate alınarak uygulanması gerektiğini belirtti. İşte Bingöl’ün Marmaris Manşet için kaleme aldığı makalesi.

 

MUĞLA TURİZMCİSİ SORUYOR: DERNEKLER NEREDE?

Turizm sektörümüz daha bir sezonun yükünü omuzlarında taşırken, şimdi de yeni bir yönetmelikle karşı karşıya.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan Basit Konaklama Tesisleri ile Plaj İşletmelerinin Belgelendirilmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 26 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Yeni asgari niteliklerin büyük bölümü 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girecek.

Yeni düzenlemeyle basit konaklama tesislerine fiziki şartlardan havuz güvenliğine, personel yükümlülüklerinden belge devrine kadar birçok yeni kural getiriliyor.

Şunu baştan söylemek gerekir: Yönetmeliğin tamamına karşı çıkmak doğru değildir.

Turistin can güvenliği konusunda taviz olmaz. Yangın tedbiri gerekiyorsa alınmalı, havuz güvenliği sağlanmalı, hijyen şartları uygulanmalı, hizmet standartları yükseltilmelidir. Üstelik bunların önemli bir bölümü zaten yıllardır birçok büyük-küçük işletmemiz tarafından uygulanıyor.

Ancak mesele yalnızca kuralların doğru olup olmadığı değildir. Asıl mesele, bu kuralların hangi işletmeye nasıl uygulanacağıdır.

Bugün turizmci ciddi bir maliyet baskısı altında. Personel giderleri, enerji, gıda, bakım-onarım, vergiler ve acente komisyonları sürekli artarken, birçok bölgede sezon da eskisi kadar uzun sürmüyor. Özellikle bu yıl birçok turizmci için hedef artık kâr etmekten çok, sezonu zararsız kapatabilmek. Kış dönemi için ise adeta “Allah kerim” denilerek belirsizlik içinde bekleniyor.

Böyle bir ortamda yeni personel zorunlulukları, ilave fiziki yatırımlar ve çeşitli yükümlülükler özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından ciddi bir endişe yaratıyor.

İşte konu Muğla’ya geldiğinde daha da hassas hale geliyor. Çünkü Muğla turizmi yalnızca yüzlerce odalı, beş yıldızlı büyük tesislerden oluşmuyor.

Bodrum’dan Marmaris’e, Fethiye’den Datça’ya, Ortaca’dan Köyceğiz’e kadar küçük oteller, pansiyonlar, apartlar, butik tesisler ve yıllardır ailece işletilen konaklama tesisleri Muğla turizminin karakterini oluşturuyor.

Bu nedenle 500 odalı bir tesisle 10-15 odalı bir aile işletmesinin ekonomik gücünü aynı kabul ederek düzenleme yapmak sahadaki gerçeği görmemek olur.

Standart elbette olmalı. Ama işletmenin oda ve yatak kapasitesi, çalışan sayısı ve ekonomik ölçeği de dikkate alınmalı. Çünkü kaliteyi yükseltmek isterken küçük işletmeciyi sistemin dışına itersek, yalnızca birkaç işletmeyi kaybetmeyiz. Esnafı, istihdamı, yerel ekonomiyi ve Muğla’nın turizm çeşitliliğini de olumsuz etkileriz.

 

BELGE DEVRİ DE CİDDİ BİR SORU İŞARETİ

Yeni düzenlemede üzerinde ayrıca durulması gereken konulardan biri de basit konaklama turizm işletme belgelerinin devri.

Belgenin miras ve ölüme bağlı intikal dışında devredilememesi, özellikle yıllarca tesisine yatırım yapmış ve bir gün işletmesini satmak ya da devretmek isteyen turizmci açısından ciddi sorular doğuruyor.

Bir işletmeci yıllarca oteline yatırım yapmış, müşteri kitlesi oluşturmuş, borçlanmış ve tesisinin değerini artırmış olabilir.

Günün birinde yaşı nedeniyle işi bırakmak veya yatırımını satmak istediğinde ne olacak?

Belgenin devredilememesi tesisin satış değerini etkiler mi?

Yeni yatırımcı hangi süreçlerden geçecek?

Yılların emeğiyle oluşturulan işletme değeri bundan zarar görecek mi?

Bu soruların cevabı sektörün önüne açık ve net şekilde konulmalıdır. Çünkü burada tartışılan yalnızca bir belge değildir.

Bir yatırımın ekonomik değeri ve yılların emeği söz konusudur.

 

İŞTE DERNEKLER TAM DA BURADA DEVREYE GİRMELİ

Gelelim meselenin benim açımdan en önemli tarafına…

Muğla’da turizmle ilgili çok sayıda dernek, birlik, oda ve meslek kuruluşu var.

Elbette bu kurumların sosyal faaliyetleri, tanıtım çalışmaları ve sektör buluşmaları önemlidir.

Ancak bir turizm örgütünün asıl gücü, üyelerinin sorun yaşadığı dönemde ortaya çıkar.

Dernekçilik sadece sezon açılışında görünmek, toplantılara katılmak, plaket vermek veya protokolde yer almak değildir.

Turizmci sıkıntıdaysa Ankara’ya gitmektir. Üyesinin sorununu raporlaştırmaktır.

“Bu madde doğrudur ama bu haliyle küçük işletmeyi zorlar” diyebilmektir.

“Bu uygulamayı oda veya yatak kapasitesine göre kademelendirelim” diyebilmektir.

“Geçiş süresini uzatalım” diyebilmektir.

Belge devrinin yaratacağı ekonomik sonuçları Bakanlığın önüne koyabilmektir.

Kısacası; Üyenizin söyleyemediğini onun adına söyleyebilmektir.

Turizmci tek başına Ankara’ya sesini duyuramayabilir. Ama yüzlerce işletmeyi temsil eden bir kuruluş duyurabilir. Hatta bana göre duyurmak zorundadır.

Elbette her yeni düzenlemeye karşı çıkmak da doğru değildir. Devlet turistin güvenliği ve hizmet kalitesi için standart koyacak. Turizmci de bu standartlara uyacak.

Ama sektör örgütleri de bu standartların uygulanabilir, adil ve işletme ölçeklerini gözeten bir yapıya kavuşması için mücadele edecek.

Olması gereken denge budur.

Muğla, Türkiye turizminin lokomotif illerinden biridir. Bu nedenle Muğla’daki turizm örgütlerinin sesi de Türkiye çapında güçlü çıkmalıdır.

Bugün küçük turizmci kendisini yalnız hissediyorsa, sektör temsilcilerinin kendilerine şu soruyu sormaları gerekir: “Üyemizin canı yanarken biz neredeyiz?”

Çünkü turizmci bir süre sonra haklı olarak başka bir soru daha soracaktır: “Bu kadar dernek, birlik ve meslek kuruluşu varsa neden hâlâ sesimizi tek başımıza duyurmaya çalışıyoruz?”

Yeni düzenlemenin doğru taraflarını destekleyelim. Eksiklerini konuşalım. Turisti koruyalım ama turizmciyi de kaybetmeyelim.

Ve unutmayalım: Dernekçilik tabelada değil; üyenizin en zor gününde onun önünde yürüyebildiğiniz zaman belli olur

Bir Yorum Bırak

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Anasayfa Kategoriler Yukarı